» Edebiyat
-
HAKİKATİN DERİN AKUSTİĞİ İÇİNDE ŞİİRSEL ALGIYA KALAN UÇUCU MİRAS: WALTER BENJAMİNYazan Suat Kemal Angı | 17 Mart 2010 | Yorum yok
Harikulâde çevirisinin yadsınamaz katkısı bir yana, “Şiir”in üzerinizde bıraktığı etkiyi tam anlamıyla kavrayabilmeniz için yılların geçmesi gerekebilir. Hele de, anlamı hor görüp imgenin tehlikeli, teklifsiz, ama bir o kadar da yaşatıcı boşluğunda salınmayı, sadece ve sadece deneyimlerden medet ummayı yeğleyen bir okursanız, “Şiir”deki imgenin mutlak anlamına devrilip sizi ne vakit kurşunlayacağı hiç belli olmaz. Açıp açıp okur, dostlarınızla paylaşırsınız, hatta bir keşif yapmış gibi gönenir-siniz, ama nafiledir tüm bunlar – eksik-tir. Eksik olanı bulabilmekse zaman alır, bazen bir ömür bile harcanabilir bir imgenin peşinde. Fakat, an be an kristalleşen bir hayatın içinde, üstelik de unutmanın keskin virajlarına rağmen nihayet size ulaştığını düşündüğünüz son yerde, bu karanlık ve kurak imgenin aydınlattığı sahihlik, gerçekte olmayan, sizin uydurduğunuz (şiir buna yatkınlıktır en azından) bir anlama denk düşme tehlikesini taşır her zaman. Devamı »DÜŞLEDİĞİM İLKBAHAR OLUNCAYazan Hüsniye Sakar | 14 Mart 2010 | Yorum yok
kanımdaki büyü
hızlandırıyor nabzımın atışını
bir şenliği kutlarcasına
karışıyor yüreğime coşkududaklarımın sıcaklığı
tutuşturuyor rüzgarın eteklerini
dalgalanıyor deniz hafiften
hafiften başlıyor ayaklarım
ihtişamlı bir sahnede dans etmeye Devamı »LEMARİAYazan Diharbi Dever | 14 Mart 2010 | Yorum yok
´´otel adında bir aşktı sandığı
oyulmuş mermerlerden.´´ne zaman ki ışıklardan kırılma indisi bir zaman
düşünce aklın karanlık geçmişler günündeanıp seni allasen! sözün hiç olmamış kıyı yüzünde
anlarım, bir üvey dişisi yakışıklı geçimlerinve bir çirkin gülüşler tarihinden kopkoyu adamları
getirip çıplaklığına ağırlayan eski kentlerindir ilk Devamı »219Yazan Diharbi Dever | 14 Mart 2010 | Yorum yok
´´gibisi, atlaslarında uzunbeyaz bir göğü öpmek gibisi
ve biz gitmemiştik henüz yerine, durmak denilen şeyin!´´günlerde beklenir bir Cumartesi
önce sokaklar vardı adıyla karanlığın
ve ne çok yalnızlığımız sonra
bir köşe başında, en yasak öpüşlüsü dudakların
bira içimleri, sigara içimleri, sohbetler
daha başka şeyler karnavalında keyfin Devamı »Yağlı ÜstübüYazan Emre Küçükoğlu | 6 Mart 2010 | Yorum yok
tinerci çocuklara…
üzerimde eylül tozu görüyorsanız
hazirandan beri saklıyorumdur
kandırdımkırmızı bültenle arananlar
listesinde resminiz
yağlı üstübüde patlayan güneş Devamı »Çöl - CehennemYazan Metehan Karaduman | 5 Mart 2010 | Yorum yok
arının vızıltısı
akan suyun sesi
taşları kızdıran
bu bekleyiş
sensizliğin çölünde
seçip en eğrisini
yayın büküyorum
yırtılıp da geçilen geceden
düşüyor önüme
uçları kırık bir yel
alıp da bırakmış seni
içimde esen değil
içinde estiğim Devamı »KÖMÜRÜN ELMASA DÖNÜŞMESİ ÜZERİNE… (1 Mart 2010)Yazan Zafer Yalçınpınar | 2 Mart 2010 | Yorum yok
Deniz Fidan: __Ahmet Orhan, Poelitika’daki yazısında, Ece Ayhan’ın ‘Çok Eski Adıyladır’ kitabında “iktidarın olmadığı bir yeryüzü imgesi barındırmadığını” söylüyor. Oysa, en belirgin olarak “Devlet ve Tabiat”ta, iktidar kavramına olan dışlayıcı bakışı fark edebiliyoruz. Sizce, eğer varsa, bu değişimin sebebini Ece Ayhan’ın şiir ve sanat çevresiyle yaşadığı olumsuzluklara mı bağlamamız gerekir?
Zafer Yalçınpınar: Soruyu “Ece Ayhan’ın iktidar karşıtlığı nasıldır?” şeklinde ele almak gerek. Şimdi, her şeyden önce, Ece Ayhan’ın mülkiye mezunu olduğunu unutmayalım. Yani istesek de istemesek de bir “devlet adamı” eğitimi almış. Devamı »
BağlılıkYazan Hüsniye Sakar | 2 Mart 2010 | Yorum yok
bütün bir ahenk içinde -
sınırsız bir arzu var beynimde
havaya –
ışığa –
suya –
toprağa karışan Devamı »ÇÖL GÜNLÜKLERİYazan Işıl Altınmakas | 14 Şubat 2010 | Yorum yok
Vahasız bir başlangıç
sarısı bulut, mavisi kum
Gölgesiz gezinir tenimde
Yarası kesik kaktüs düşer
Yer altı tarihini yazar köksüz
Serapsız aşktı suya yazılan
Güneşli bir zamana bırakıldı ismi Devamı »Abartılı Bir Normallik Bahanesi: SAKİYazan Sabiha Kötek | 6 Şubat 2010 | Yorum yok
İnsan bazen bir yazı okur ve elime kâğıt kalem alsaydım aynen bunları yazardım diye düşünür. Bu duygu çok sık tekrarlanıyor ve de sessizce insanın içinde birikiyorsa benzer duygular zamanı geldiğinde farklı sözcük ve biçimlerde de olsa yeniden yazıya dökülür. Yazın alanının bu etkileşim süreci aynı zamanda üretim sürecinin en doğal seyridir. Yani iyi bir yazardan, şairden vs etkilenmek onun kötü bir taklidi olmadıkça olumsuz bir durum değil. Hatta yazan insanın bir başka yazarı kendine örnek alması, ondan etkilenmesi neredeyse kaçınılmaz bir şey. Devamı »
TARİH KAVRAMI ÜZERİNE’Yİ POETİK GÖZLE OKUMA DENEMESİYazan Suat Kemal Angı | 5 Şubat 2010 | 1 Yorum
Şule Çankaya’nın hatırasına…
“Sizin senfoninizdir artık çalan. Ben o bir öteki.İmgeler ise sarmal bir yay. Taze ekmekkokusudur duydukların. Toprağın sonsuz armonisi.Çiçekler nasıl da anlatır kurmaca öykülerini.Düş sepetinde aylak bir öyküsün.Yolunu çizgilerden arayan. (…)aç avuçlarınıömrünü kuşatsın kulaklarına ağladıklarım.”I.“Şark oturup beklemenin yeridir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir.”Ahmet Hamdi TanpınarWalter Benjamin Historisizm’i yöntem açısından eleştirirken, tarihsel maddecinin bakışını, kimilerine çok tuhaf gelen devrimci romantizminin çerçevesinde, korkunç ışık fazlası bir kurtulma beklentisinin, mesiyanik inancın üzerine kurar aynı zamanda. Devamı »KÖPRÜ ÜSTÜ ÂŞIKLARI (Les Amants Du Pont-Neuf)Yazan Suat Kemal Angı | 5 Şubat 2010 | Yorum yok
Film Çözümlemesine Analitik/Poetik Bir Yaklaşım
Bilge’ye ve onun yakınlık duyduğu şeylere, sevinçle…
Bir/inci Parça:
“Sanat Kırılmış Bir Mutluluğun Taşıdığı Vaattir”Diyelim ki Butch’un saati gibi, dede yadigârı, babadan miras bir çakmağınız olsun ve günün birinde kırılsın, parçası da bulunamasın. Siz onu atmadan ya da gözden uzak bir köşeye kaldırmadan önce /sanki ikisi de aynı şey/ bir süre cebinizde taşımaz mıydınız? Üstelik tamirci, parçası için, “Abi hiç sanmıyorum ama, belki bir gün düşer,” dediği halde.
“Bu modası geçmiş, parçalanmış, kullanılamaz, neredeyse anlaşılamaz yoldan sapmış nesne”nin, böylelikle harcı alem bir algılama biçiminden koparak/uzaklaşarak arındığını, kendi biricik imgesine dönüştüğünü, gerçekten varolduğunu/göründüğünü, fakat artık bu işlevsiz haliyle tek bir an bile görmezlikten gelinse, geçmişin bu gerçek ve uçucu imgesinin, belki de bir daha asla görünmeyeceğini, yitip gideceğini kestiremesem de, ya da ona bir tek koleksiyoncunun tutkulu gözleriyle bakılırsa /”ki koleksiyoncunun çoğu kez yanlış anlamlandırılan bu tutkusu gerçekte her zaman için kendi diyalektiğinin bir sonucu olarak yıkıcı ve anarşisttir, çünkü bir nesneye, bireysel bir şeye, şeylere duyduğu yoğun sadakat, tipik ve sınıflandırılabilir olana karşı inatçı bir yıkıcılığa, bir protestoya dönüşmektedir”/ Devamı »Sesimdeki ÇocukYazan Hüsniye Sakar | 5 Şubat 2010 | Yorum yok
kendine hakim varlığıyla
oturdu odama
parıldayan gözlerimle baktım ona…konuşmak istedim
buluttan düşen
yağmurun hevesiyleçırılçıplak bir şiirle Devamı »
Ay HaliYazan Hakan Hakkı Cankatan | 5 Şubat 2010 | Yorum yok
tabutumda hırsız…Yazan Ömer Ediz Yoraz | 5 Şubat 2010 | Yorum yok
tabutumda hırsız, bir daha düşünüyorum..
dilenir soytarı, kör ve sapık dinler
suçsuzluğumu unutur.. yetişkin
şehir yeniden karşımda ışık
bulamaz.. ana dilim..zengin ve militan rüyamda
teşebbüs ettim sana, boynun Devamı »

