Logo Background RSS

» Edebiyat

  • Yağlı Üstübü
    Yazan Emre Küçükoğlu | 6 Mart 2010 | Yorum yok Comments

    tinerci çocuklara…

    üzerimde eylül tozu görüyorsanız
    hazirandan beri saklıyorumdur
    kandırdım

    kırmızı bültenle arananlar
    listesinde resminiz
    yağlı üstübüde patlayan güneş Devamı »

  • Çöl - Cehennem
    Yazan Metehan Karaduman | 5 Mart 2010 | Yorum yok Comments

    arının vızıltısı
    akan suyun sesi
    taşları kızdıran
    bu bekleyiş
    sensizliğin çölünde
    seçip en eğrisini
    yayın büküyorum
    yırtılıp da geçilen geceden
    düşüyor önüme
    uçları kırık bir yel
    alıp da bırakmış seni
    içimde esen değil
    içinde estiğim Devamı »

  • KÖMÜRÜN ELMASA DÖNÜŞMESİ ÜZERİNE… (1 Mart 2010)
    Yazan Zafer Yalçınpınar | 2 Mart 2010 | Yorum yok Comments

    Deniz Fidan: __Ahmet Orhan, Poelitika’daki yazısında, Ece Ayhan’ın ‘Çok Eski Adıyladır’ kitabında “iktidarın olmadığı bir yeryüzü imgesi barındırmadığını” söylüyor. Oysa, en belirgin olarak “Devlet ve Tabiat”ta, iktidar kavramına olan dışlayıcı bakışı fark edebiliyoruz. Sizce, eğer varsa, bu değişimin sebebini Ece Ayhan’ın şiir ve sanat çevresiyle yaşadığı olumsuzluklara mı bağlamamız gerekir?

    Zafer Yalçınpınar: Soruyu “Ece Ayhan’ın iktidar karşıtlığı nasıldır?” şeklinde ele almak gerek. Şimdi, her şeyden önce, Ece Ayhan’ın mülkiye mezunu olduğunu unutmayalım. Yani istesek de istemesek de bir “devlet adamı” eğitimi almış. Devamı »

  • Bağlılık
    Yazan Hüsniye Sakar | 2 Mart 2010 | Yorum yok Comments

    bütün bir ahenk içinde -
    sınırsız bir arzu var beynimde
    havaya –
    ışığa –
    suya –
    toprağa karışan Devamı »

  • ÇÖL GÜNLÜKLERİ
    Yazan Işıl Altınmakas | 14 Şubat 2010 | Yorum yok Comments

    Vahasız bir başlangıç
    sarısı bulut, mavisi kum
    Gölgesiz gezinir tenimde
    Yarası kesik kaktüs düşer
    Yer altı tarihini yazar köksüz
    Serapsız aşktı suya yazılan
    Güneşli bir zamana bırakıldı ismi Devamı »

  • Abartılı Bir Normallik Bahanesi: SAKİ
    Yazan Sabiha Kötek | 6 Şubat 2010 | Yorum yok Comments

         İnsan bazen bir yazı okur ve elime kâğıt kalem alsaydım aynen bunları yazardım diye düşünür. Bu duygu çok sık tekrarlanıyor ve de sessizce insanın içinde birikiyorsa benzer duygular zamanı geldiğinde farklı sözcük ve biçimlerde de olsa yeniden yazıya dökülür. Yazın alanının bu etkileşim süreci aynı zamanda üretim sürecinin en doğal seyridir. Yani iyi bir yazardan, şairden vs etkilenmek onun kötü bir taklidi olmadıkça olumsuz bir durum değil. Hatta yazan insanın bir başka yazarı kendine örnek alması, ondan etkilenmesi neredeyse kaçınılmaz bir şey. Devamı »

  • TARİH KAVRAMI ÜZERİNE’Yİ POETİK GÖZLE OKUMA DENEMESİ
    Yazan Suat Kemal Angı | 5 Şubat 2010 | 1 Yorum1 Yorum Comments

     Şule Çankaya’nın hatırasına…

    “Sizin senfoninizdir artık çalan. Ben o bir öteki.
    İmgeler ise sarmal bir yay. Taze ekmek
    kokusudur duydukların. Toprağın sonsuz armonisi.
    Çiçekler nasıl da anlatır kurmaca öykülerini.
    Düş sepetinde aylak bir öyküsün.
    Yolunu çizgilerden arayan. (…)
     
    aç avuçlarını
    ömrünü kuşatsın kulaklarına ağladıklarım.”
     
     
    I.
    “Şark oturup beklemenin yeridir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir.”
    Ahmet Hamdi Tanpınar
     
    Walter Benjamin Historisizm’i yöntem açısından eleştirirken, tarihsel maddecinin bakışını, kimilerine çok tuhaf gelen devrimci romantizminin çerçevesinde, korkunç ışık fazlası bir kurtulma beklentisinin, mesiyanik inancın üzerine kurar aynı zamanda. Devamı »

  • KÖPRÜ ÜSTÜ ÂŞIKLARI (Les Amants Du Pont-Neuf)
    Yazan Suat Kemal Angı | 5 Şubat 2010 | Yorum yok Comments

    Film Çözümlemesine Analitik/Poetik Bir Yaklaşım

    Bilge’ye ve onun yakınlık duyduğu şeylere, sevinçle…

    Bir/inci Parça:
    “Sanat Kırılmış Bir Mutluluğun Taşıdığı Vaattir”

    Diyelim ki Butch’un saati gibi, dede yadigârı, babadan miras bir çakmağınız olsun ve günün birinde kırılsın, parçası da bulunamasın. Siz onu atmadan ya da gözden uzak bir köşeye kaldırmadan önce /sanki ikisi de aynı şey/ bir süre cebinizde taşımaz mıydınız? Üstelik tamirci, parçası için, “Abi hiç sanmıyorum ama, belki bir gün düşer,” dediği halde.
          “Bu modası geçmiş, parçalanmış, kullanılamaz, neredeyse anlaşılamaz yoldan sapmış nesne”nin, böylelikle harcı alem bir algılama biçiminden koparak/uzaklaşarak arındığını, kendi biricik imgesine dönüştüğünü, gerçekten varolduğunu/göründüğünü, fakat artık bu işlevsiz haliyle tek bir an bile görmezlikten gelinse, geçmişin bu gerçek ve uçucu imgesinin, belki de bir daha asla görünmeyeceğini, yitip gideceğini kestiremesem de, ya da ona bir tek koleksiyoncunun tutkulu gözleriyle bakılırsa /”ki koleksiyoncunun çoğu kez yanlış anlamlandırılan bu tutkusu gerçekte her zaman için kendi diyalektiğinin bir sonucu olarak yıkıcı ve anarşisttir, çünkü bir nesneye, bireysel bir şeye, şeylere duyduğu yoğun sadakat, tipik ve sınıflandırılabilir olana karşı inatçı bir yıkıcılığa, bir protestoya dönüşmektedir”/ Devamı »

  • Sesimdeki Çocuk
    Yazan Hüsniye Sakar | 5 Şubat 2010 | Yorum yok Comments

    kendine hakim varlığıyla
    oturdu odama
    parıldayan gözlerimle baktım ona…

     

    konuşmak istedim
    buluttan düşen
    yağmurun hevesiyle

    çırılçıplak bir şiirle Devamı »

  • Ay Hali
    Yazan Hakan Hakkı Cankatan | 5 Şubat 2010 | Yorum yok Comments

    ocakta yemek

    şubatta evlat

    martta bir kedi

    nisanda aşk

     

    mayısta abluka

    haziranda zapt Devamı »

  • tabutumda hırsız…
    Yazan Ömer Ediz Yoraz | 5 Şubat 2010 | Yorum yok Comments

    tabutumda hırsız, bir daha düşünüyorum..

    dilenir soytarı, kör ve sapık dinler
    suçsuzluğumu unutur.. yetişkin
    şehir yeniden karşımda ışık
    bulamaz.. ana dilim..

    zengin ve militan rüyamda
    teşebbüs ettim sana, boynun Devamı »

  • Dans Trans Dans
    Yazan Erdoğan Kul | 3 Şubat 2010 | 1 Yorum1 Yorum Comments

    dansta namlusu ivmenin. başını kovalayan ışın yuvarlağı, burkuk. zamanın rastgele çıkartılmış gömleklerinden, yoksa, hangi birini giyinip kendine gelsindi dünya?

    bir de yağmurun uzunluğuna çakılı çocuk. usulca kalkıp üstünden kanın inceliş çığlığı, yarıyor baştan başa evleri ve gözden göze.

    uzun habercilerinin üstünde çakan son soru: kayaların tuz damarı mı bellek? Devamı »

  • Çukur
    Yazan Işıl Altınmakas | 2 Şubat 2010 | Yorum yok Comments

    Boynunda sallan mai
    Griye dönen taş
    Kesik başı ellerinde
    Kalakalmış gövdesiz
    Siyahın geçişi denizlerden başlar
    Kışın soğuğu bedenden
    Sessiz kalır çukurlar
    Gözün son noktasında Devamı »

  • Yaş Kırk Sekiz, Ölme Vakti
    Yazan Sabiha Kötek | 23 Ocak 2010 | 2 Yorumlar2 Yorum Comments

    Yıllar önce modern İran edebiyatının en önemli öncülerinden biri olan Sadık Hidayet’in “ Kör Baykuş” kitabını okurken, kitabıma bir göz atıp da yazarın ilk sayfadaki yaşam öyküsünü okuyan bir arkadaşım, “ Vay canına! Kırk sekiz yaşında intihar etmiş, ne muhteşem! Tam da ölünecek bir yaş!” demişti. O zaman çok da ilgimi çekmeyen bu tepki, geçenlerde okumakta olduğum, gelmiş geçmiş en büyük düşünür- eleştirmenlerden biri olan Walter Benjamin’in kitabındaki yaşam öyküsünde kırk sekiz yaşında intihar ettiğini öğrenmemle olanca netliğiyle beynimde çaktı. Üstelik ikisi de kendi anavatanları olmayan bir yerde, Paris’te intihar etmişti. Biri doğu kültüründen, diğeri batı kültüründen gelen bu iki büyük kalemin ölümü karşılama zamanı, yeri ve şeklindeki böylesi benzerlik, bende kırk sekiz yıllık yaşamlarının benzer yanlarının neler olduğu merakını doğurdu. Ne de olsa, şairin dediği gibi, “ Hiçbir şey ölümünden daha çok benzemezdi insana”. Devamı »

  • YANKININ KEMİKLERİ
    Yazan Samuel Beckett | 22 Ocak 2010 | Yorum yok Comments

    Türkçeleştiren:
    Suat Kemal Angı 

    AKBABA

    yeryüzünün ve gökyüzünün kabuğuna
    açlığını kafatasımın göğüne sürüklüyor

    üstüne pike yaptığı meyyal
    çarçabuk toplamalı hayatını onların ve kaçmalı

    kirli bir mendil ile alınmış alaya
    açlıktan kıvranan yer ve gök çöplük oluncaya Devamı »