Düzyazı Kategorisi için Belgelik

0

Yeni Sinsiyet Ve Bazı Enstrümanları

Haklılığın inadıyla -onca yükle- ayağa kalkmak ve ardından yüksek  sesle “Kahrolsun yeni sinsiyet!” diye ölümüne bağırmak, böylesine “sahici” bir tümcenin gene aynı oranda sahici olan bir öfke duygusuyla ağızdan kaçışı, daha doğrusu ağızda duramayışı, bu çeşit kontrolsüz çıkışlar kolayca tırnak içine alınabilir, başkaları tarafından mimlenip dikkat çekebilir. Ancak, “Yeni Sinsiyet” dediğim ve çevrimsel olarak hayatın her alanında maruz kaldığımız, etimizde kanımızda hissettiğimiz kitlesel sömürü kurnazlığı ve bunun sonucunda oluşan, kendimizi çaresizce içerisinde bulduğumuz  şu “cehalet ortamı”nı yapısal yöntemlerle incelemeye çalıştığımızda, işimizin kolay olmadığını fark ederiz. Zaten, yeni sinsiyetin uygulayıcıları ve nemalanıcıları da böylesi yöntemli bir çalışmayı yapacak sabırda, inatta ve cesarette insanlar bulunmadığını verili bir değer(!) olarak kabul edip yeni sinsiyeti ve enstrümanlarını uygulamaya dört bin -evet, en az dört bin- koldan sarılırlar, devam ederler.

Devamı »

0

Bonsai

Yan anlamlar olguyu zenginleştirmeye başladığında, güneş, çoktan denizinin içine gömülmüştü. En çok senin için yan anlamlar bulup çıkarmaya çalışıyorum, dedi Güneşi Denize Batıran.

Yalnızlık, büyük bir boşluktu. Susma, kabullenme ve benzeşme ile ağır ağır büyüyen. Anlam arayan için üşümekti ve kendinden uzak olmak…

Kayboluyorum, korkuyorum, dedi, Zeytin Ezmesi. Giyindiğimiz duvar çok. Ağır kalabalığın kollarında… Hüzne çatlıyor, odalarca acıya yaprak dökmüş beklemeler… Düşüyorum dar zamanın dudaklarından… Oysa imgelerini yakasına iğneliyor mavi yosun, saklandığım gecenin yüreğinde, diye devam etti.

Devamı »

4

HAKİKATİN DERİN AKUSTİĞİ İÇİNDE ŞİİRSEL ALGIYA KALAN UÇUCU MİRAS: WALTER BENJAMİN

 
Harikulâde çevirisinin yadsınamaz katkısı bir yana, “Şiir”in üzerinizde bıraktığı etkiyi tam anlamıyla kavrayabilmeniz için yılların geçmesi gerekebilir. Hele de, anlamı hor görüp imgenin tehlikeli, teklifsiz, ama bir o kadar da yaşatıcı boşluğunda salınmayı, sadece ve sadece deneyimlerden medet ummayı yeğleyen bir okursanız, “Şiir”deki imgenin mutlak anlamına devrilip sizi ne vakit kurşunlayacağı hiç belli olmaz. Açıp açıp okur, dostlarınızla paylaşırsınız, hatta bir keşif yapmış gibi gönenir-siniz, ama nafiledir tüm bunlar – eksik-tir. Eksik olanı bulabilmekse zaman alır, bazen bir ömür bile harcanabilir bir imgenin peşinde. Fakat, an be an kristalleşen bir hayatın içinde, üstelik de unutmanın keskin virajlarına rağmen nihayet size ulaştığını düşündüğünüz son yerde, bu karanlık ve kurak imgenin aydınlattığı sahihlik, gerçekte olmayan, sizin uydurduğunuz (şiir buna yatkınlıktır en azından) bir anlama denk düşme tehlikesini taşır her zaman.

Devamı »

0

KÖMÜRÜN ELMASA DÖNÜŞMESİ ÜZERİNE… (1 Mart 2010)

Deniz Fidan: __Ahmet Orhan, Poelitika’daki yazısında, Ece Ayhan’ın ‘Çok Eski Adıyladır’ kitabında “iktidarın olmadığı bir yeryüzü imgesi barındırmadığını” söylüyor. Oysa, en belirgin olarak “Devlet ve Tabiat”ta, iktidar kavramına olan dışlayıcı bakışı fark edebiliyoruz. Sizce, eğer varsa, bu değişimin sebebini Ece Ayhan’ın şiir ve sanat çevresiyle yaşadığı olumsuzluklara mı bağlamamız gerekir?

Zafer Yalçınpınar: Soruyu “Ece Ayhan’ın iktidar karşıtlığı nasıldır?” şeklinde ele almak gerek. Şimdi, her şeyden önce, Ece Ayhan’ın mülkiye mezunu olduğunu unutmayalım. Yani istesek de istemesek de bir “devlet adamı” eğitimi almış.

Devamı »

1

TARİH KAVRAMI ÜZERİNE’Yİ POETİK GÖZLE OKUMA DENEMESİ

 Şule Çankaya’nın hatırasına…

“Sizin senfoninizdir artık çalan. Ben o bir öteki.
İmgeler ise sarmal bir yay. Taze ekmek
kokusudur duydukların. Toprağın sonsuz armonisi.
Çiçekler nasıl da anlatır kurmaca öykülerini.
Düş sepetinde aylak bir öyküsün.
Yolunu çizgilerden arayan. (…)
 
aç avuçlarını
ömrünü kuşatsın kulaklarına ağladıklarım.”
 
 
I.
“Şark oturup beklemenin yeridir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir.”
Ahmet Hamdi Tanpınar
 
Walter Benjamin Historisizm’i yöntem açısından eleştirirken, tarihsel maddecinin bakışını, kimilerine çok tuhaf gelen devrimci romantizminin çerçevesinde, korkunç ışık fazlası bir kurtulma beklentisinin, mesiyanik inancın üzerine kurar aynı zamanda.

Devamı »

1

KÖPRÜ ÜSTÜ ÂŞIKLARI (Les Amants Du Pont-Neuf)

Film Çözümlemesine Analitik/Poetik Bir Yaklaşım

Bilge’ye ve onun yakınlık duyduğu şeylere, sevinçle…

Bir/inci Parça:
“Sanat Kırılmış Bir Mutluluğun Taşıdığı Vaattir”

Diyelim ki Butch’un saati gibi, dede yadigârı, babadan miras bir çakmağınız olsun ve günün birinde kırılsın, parçası da bulunamasın. Siz onu atmadan ya da gözden uzak bir köşeye kaldırmadan önce /sanki ikisi de aynı şey/ bir süre cebinizde taşımaz mıydınız? Üstelik tamirci, parçası için, “Abi hiç sanmıyorum ama, belki bir gün düşer,” dediği halde.
      “Bu modası geçmiş, parçalanmış, kullanılamaz, neredeyse anlaşılamaz yoldan sapmış nesne”nin, böylelikle harcı alem bir algılama biçiminden koparak/uzaklaşarak arındığını, kendi biricik imgesine dönüştüğünü, gerçekten varolduğunu/göründüğünü, fakat artık bu işlevsiz haliyle tek bir an bile görmezlikten gelinse, geçmişin bu gerçek ve uçucu imgesinin, belki de bir daha asla görünmeyeceğini, yitip gideceğini kestiremesem de, ya da ona bir tek koleksiyoncunun tutkulu gözleriyle bakılırsa /”ki koleksiyoncunun çoğu kez yanlış anlamlandırılan bu tutkusu gerçekte her zaman için kendi diyalektiğinin bir sonucu olarak yıkıcı ve anarşisttir, çünkü bir nesneye, bireysel bir şeye, şeylere duyduğu yoğun sadakat, tipik ve sınıflandırılabilir olana karşı inatçı bir yıkıcılığa, bir protestoya dönüşmektedir”/

Devamı »

0

MARSİLYA’DA ESRAR

Türkçeleştiren:
Suat Kemal Angı
 
Ön Açıklama: Esrarın etkisini göstermeye başlamasının ilk işaretlerinden biri, “kasvetli bir önsezi ve huzursuzluk hissi, tuhaf, kaçılamaz bir şeyin yaklaşıyor olduğu duygusudur. (…) İmgeler ve imgeler silsilesi, uzun süredir gizli kalan hatıralar belirir; tüm görünümler ve durumlar tecrübe edilir.Bunlar başlangıçta ilginçtir, arada bir zevk bile verir, ama sonunda, onları başınızdan defedemediğiniz noktada, yorgunluğa ve eziyete dönüşür. Olan biten her şeyle birlikte, söyledikleri ve yaptıkları da kişiyi şaşırtır ve teslim alır. Kahkahaları ve söylediği her şey kendi dışında oluyormuş gibi gelir. Aynı zamanda, esinlenmeye ve aydınlanmaya varan deneyimler yaşar. (…) Uzam genişleyebilir; zemin inanılmaz dikleşir; atmosferle ilgili şaşırtıcı olaylar meydana gelir: buğu, saydamlığını yitiren ve ağırlaşan hava.

Devamı »

0

“WALTER Benedix Schönflies BENJAMIN’LE YAŞAMAK”tan 5 fragman…

16 Kasım 2008. Memleketimizin güzide yayınevlerinin birinin çok değerli editörlerinden birisiyle yayınevine sunduğu dosyası üzerinde tartıştığı bir sırada, elindeki “Siz akraba evliliğinden mi oldunuz?” baltasını kendi edebi yaşantısının tam orta yerine bütün gücüyle indiren –hani dün gece rüyama giren!– bir arkadaşım var. (Başka bir yerde ve uzamda olsa, mizah duyumunun en parlak örneklerinden biri olarak işe yaraması kaçınılmaz olan bu kahramanca soruyu, bu durumda arkadaşımın bazı gizli güdülerle kasten sorduğunu düşünmemem için bir neden yok, ama aynı zamanda, onun artık ikiye bölünmüş bir adam olarak yaşadığını da biliyorum! Olsun. O şimdi Ariadne için iplik eğiriyor. “Beri yandan, içeriden evlenmenin, uygun gen bileşimi bulunduğu zaman, şampiyon yarış atları çıkardığı da bilinen bir gerçektir. Belki getto çocukları arasından hem ahmaklar, hem dâhiler çıkmasındaki neden budur. İnsan ister istemez Chaim Weizmann’ın vardığı yargıyı anımsıyor:

Devamı »

0

Açık Dilde Manifesto

Çeviren:
Erdoğan Kul
 

Eğer Şeytan’a da Tanrı’ya da inanmıyorsam, bunca güçlü bir yıkma eğilimi duyuyorsam içimde, mantıkça kabullenebildiğim ilkelerin düzeninde hiçbir şey yoksa eğer, asıl neden etimdedir.

Yıkıyorum, çünkü akıldan ortaya çıkan her şey güvenilmezdir benim için. Ben, ancak iliğimi coşturan kanıta inanırım, kendini Aklın yoluna uydurabilen kanıta değil. Düzlemler buldum sinir alanında. Şimdi kanıtları değerlendirmeye hakkım olduğunu düşünüyorum. Benim için, Aklın alanıyla ilgisi bulunmayan saf etin alanında bir kanıt vardır. Akılla kalp arasındaki çatışkı, tam da benim etimde karar kıldı, ama sinirler tarafından sulanan etimde. Ölçüye gelmez etki alanında sinirlerin sağladığı imge, en yüksek zihinselliğin biçimini alıyor -zihinsellik vasfını soyutlamayı reddettiğim. Demek ki ben, içinde şeylerin gerçek ışımasını taşıyan bir kavramın oluşumunu izliyorum, bana yaratma sesiyle ulaşan bir kavramın. Bir imge aynı zamanda Bilgi değilse ve onun açıklığını taşıdığı kadar özünü de taşımıyorsa, beni tatmin etmez. Kopuk kopuk akıl yürütmelerin bitkin düşürdüğü zihnim, yeni, mutlak bir çekim gücünün çarkına kapılmak istiyor.

Devamı »

0

Bir Zamanlar Sevginle

Körlük,
İhtiyatlı sağırlık,
Ait olduğumuz çoğul hiçlikler havuzunun felçli görüntüsü.
Sana, ona, buna bulaşan koşulsuzluk direnci.

(Pencereler kardan buz kaplamış. Yemeği yine sıcak indirmişsin
ateşten. Dur biraz, bu koku… bir şey mi yanıyor? Ütünün fişini
çekmeyi unutma. Yaz gelince oraya götüreceğim seni; oraya işte! Hani!
Bildin değil mi ? Bugün çok güzelsin; sana neden yalan
söyleyecekmişim ben ? Haydi boş ver artık dışarıdaki sesleri, beni
dinle sen. Bugün sana hangi gazeteyi okuyayım? Yavaş iç biraz, yine
üstüne döktün.)

Devamı »

Toplam 5 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345