Düzyazı Kategorisi için Belgelik

1

Yorum İçin Sararmış Algı Güncesi

Sıradan bakışın ürünü olan sonuçlar, delişmen ortamın salgıladığı hormonlar sayesinde ışıldamaya başlayınca, algı da körleşmeye başlamıştı. Kendine uygun ölçülerle perçinlenmeye doğru sürüklenen sadelik beni korkutuyordu.

Çoğunluğun, yüreğinin büyük ölüsünü gömdüğü bu bahçede hırçınlaşan dürtüler, dil ve yaratı arasındaki iletişimsizliği de yanına alarak aynanın verimli ovasındaki yangını büyütüyor ve içindeki hazineyi hızla eritiyordu.

Devamı »

0

Göz ucunda…

Sessizlik öfkelendiğinde, anlamın üzerine çöken sözde yeni arayış örnekleri, kelimeleri epeyce örselemişti. Yeni biçimiyle kelimeler, gizemli yaratıkları andırıyordu. En önemlisi yan anlamlar kaybolmuştu.

Bu boşlukta, sınırlı bir alan içerisinde yaşayan, öngörüsü sınırlı kelebekler tarafından değişime uğratılmış biçimlerden farklı yaklaşımlar doğamayacağını söyledi.

Devamı »

0

Çöptür Bütün Yazılanlar

Çeviren:
Erdoğan Kul
 

Aklından geçenlerin bir bölümünü dile getirmeye çalışan şu zıpçıktılar,

domuzdurlar.

Tüm bir edebiyat sahnesi bir domuz ahırıdır, özellikle bugün.
Şu, zihinlerinde referans noktaları bulunanların tümü,
kafalarının belli bir yerinde demek istiyorum,
beyinlerinin iyi lokalize edilmiş bölgelerinde,
şu, diline hâkim olanların tümü,
şu, kendileri için sözcüklerin anlamı olanların tümü,
şu, sözleri anlam taşıyanların tümü,

Devamı »

0

Spinoza Üzerine Bir Mektup

Çeviren:
Erdoğan Kul

Bu dergide şahsıma ithafen yayımlanan son derece yüksek düzeyli makalelerden çok etkilendiğimi ve Lendemanis’nin bu gözü pek davranışından kendi adıma onur duyduğumu belirtmeliyim. Ben de, elimden geldiğince, başından beri ilgimi çekmiş olan Spinoza’ya ilişkin bir sorunu açarak -tüm cesaretimle onun koruyucu kalkanının ardına sığınıp- bu gözü pek davranışınıza bir karşılık vermek istiyorum. Bu, aynı serüvende “yerimi almam” için bir fırsat da olacaktır ayrıca. Büyük filozofların aynı zamanda büyük üslupçular olduğunu düşünüyorum. Felsefenin sözvarlığı üslubun bir ögesiyken; bir yandan ortaya yeni sözcükler sunmakla, bir yandan da sıradan sözcüklere alışılmadık anlamlar yüklemekle üslup, her zaman sözdiziminin bir konusu olmuştur. Ama sözdiziminin kendisi, dizimsel hatta dilsel olmayan (dilin dışında yer alan) şeylere doğru bir tür tazyiktir.

Devamı »

0

Sonyaza Dipnot:

soluk alıp verişi evlerin balkonlar. hüznün durağı ve bahçesi, sevincin nabzının attığı panayır. sıkıldım kentin dilinden. şuraya bir sandalye yeter. iş stresinden, bankalardan, seçim sonrası ülkeyi bekleyen kaostan…

kaçmalıyım… biraz da kendimden; soyunacakmış gibi gövdemden, dağılıp kat kat…

Devamı »

0

SONYAZDAN KALAN

…kim bilir neden? yitirmişliğin avuntusu kırlar. sevimsiz bir serseriyi oynuyorum günlerdir. kararsız ve sinsi; geçerken alışkanlığın uysal yastığından, bir safsatayı dillendiren; lüzumsuz. güneş biraz daha oyalanacak buralarda, henüz vakti çok. ama ben kapatmalıyım pencereyi. yudumlarken bayat çayımı, son kez göz kırpacağım, balkona ulaşmaya çalışan asmanın dalındaki boş yuvaya…

Devamı »

0

Ütopya

Yepyeni bir ülke kurulmalı; bildiğimiz tanrıların, dualara cevap veren tanrıların uzağında, insan kokusundan uzak bir ülke. Doğamızın tüm karanlığıyla, yalnızız: herhangi birimize atanacak bir ad ya da sıfat bulunabilir mi gerçekten? Bu ışık sızdırmaz yapıdan kurtulmak için, sokakları birbirine çıkmayan şehirler; geri dönüşler ve tekrarlamalar doğasını sıyırıp atmak için, sürekli ‘Sırat’ inşa edilmelidir.

Devamı »

0

Sevmek Gerçekten Olanaklı mı?*

Çeviren: Erdoğan Kul

Sevmek, gerçekten olanaklı mı?

Aşk, yanılsamaların en şehevisidir, çocuğum. Şimdi iyi kulak ver bana: Sevmek, sahiplenmekten başka bir anlam taşımaz.

Peki, seven biri, bu sevgisinin sonucunda neyi sahiplenecektir? Bir bedeni mi? Ona gerçekten sahip olması için onun oluşum ögelerini kendisinin kılması, onu yemesi, kendi bedenine dönüştürmesi gerekmiyor mu?… Bu olanaksız eylem gerçekleştirilse bile, bu ne kadar sürebilir ki? Baksana, bedenlerimiz hep aynı kalmıyor, başkalaşıma uğruyor. Üstelik, gel bakalım bedenimizin mülkiyeti bize mi ait (yalnızca duyularına sahibiz bedenimizin)? Hem, karşımızdakinin bedenine bu yolla sahip olduğumuzu farz etsek bile, o artık bizim kendi bedenimizleşeceğinden, yani başkasının olması artık son bulacağından, aşk için gerekli bir koşul olan öteki varlık ortadan kaybolacak, böylece aşk da yitip gidecektir.

Devamı »

3

Kötülük

                                                   "Bugün sizi güldüren, yarın sizi öldürebilir de."
                                                                                                                                     Proudhon
                                                            
          Yaşamın en can alıcı parçasıdır kötülük. Ondan korkarız. Onu lanetleriz. Ondan tiksiniriz. Onu kınarız. Ona taparız. Ona uyarız. Onu görmezlikten geliriz. O ise, çeşitli biçimlerle, çeşitli kılıklarla, bazen de çırılçıplak yanı başımızdadır hep. Hatta içimizde. Dışarı çıkmak için küçücük bir işaret bekler.
 
          “Yalnızca içinizdeki iyilikten bahsedebilirim kötülükten değil

Devamı »

5

Bildiri No:3 (2 Eylül 2009)

F ü g

1. Ada fügdür.
     1.1. Adalar yeryüzünün ve yaşamın notalarıdır.
          1.1.1. Bulutlar ve kuşlar gökyüzünün notalarıdır.
          1.1.2. Tekneler ve balıklar denizin notalarıdır.
     1.2. Adalar yeryüzünün ve yaşamın “kalb”leridir.
          1.2.1. Adalar yeryüzünün çocuklarıdır.
          1.2.2. Adalar yeryüzünün vicdanlarıdır.
               1.2.2.1. Ece Ayhan bir adadır. (İlhan Berk)
                    1.2.2.1.1. Ece Ayhan bir adabeyidir.
                    1.2.2.1.2. Kuzgun Acar bir adabeyidir.
                    1.2.2.1.3. Kerim Çaplı bir adabeyidir.

Devamı »

Toplam 5 sayfa, 4. sayfa gösteriliyor.12345