Düzyazı Kategorisi için Belgelik

0

Yaza Dipnot:

kuru; kupkuru gazel gibi titriyor sesim. düştü düşecek; yaprakların hastalıklı söylencesi güz: ölümün açık özeti. bunlar da uzakta kalacak elbet; mevsimler döne döne, ard arda yıllar… anılar ki, bir çocuğun tutamayacağını bile bile yokuş aşağı bıraktığı çemberin peşinden koşması…

her yer ısırgan ve çakırdikeni… kimsesizler kalmış burada bir de çocuklaşmış yaşlılar. saflığın yontusu köylüler, sabrın tane tane çoğalan dilsizliği. bense boş bir laf kalabalığıyım onlar için. akşam olunca duvar diplerinden bakarken eski otlaklıklara… büyüdüğüm ev nasıl unutmuşsa onlar da anımsamıyorlar beni!

0

Olay ve Akıl

        Şiir dışındaki bilgi biçimleri, eşya düzeni dediğimiz sürekliliğin bir parçasıdır. Çünkü varlık nedenleri olaysallığa dayanır. Daha açık bir deyişle “olay mantığı” denebilecek algılama biçimine. Bu dayanak, aynı zamanda içeriği oluşturan nesnel bağ konumundadır. Sözgelimi olaysız gazete düşünemeyiz. Hukukta olay vardır. Matematikteki, felsefedeki ve iktisattaki olaya problem diyoruz. Sosyoloji ve psikoloji de olayları inceler. Tarih de çözmek zorunda olduğu olaylar ve problemlerle uğraşır. Roman, öykü ve masal gibi anlatı türleri de.

Devamı »

2

Bağlılık

Şehrin sokaklarında aşkım. Bölünmüş zamanda nereye gittiğinin ne önemi var. Artık benim aşkım değil, herkes onunla konuşabilir. Hatırlamıyor artık; kimdi onu seven?

Bakışların ahdinde eşitini arıyor. Gezindiği boşluk benim sadakatim. Umudu çiziyor ve sanki başından savıyor. Bir parçası olmaksızın baskın çıkıyor.

Derinliğinde mutlu bir enkaz gibi yaşıyorum. Habersiz, benim yalnızlığım onun hazinesi. Süzülüşünün kaydedildiği büyük meridyene, özgürlüğüm onu kazıyor.

Devamı »

0

YAZDAN KALAN

yürüyorum. yürüyen ben değilim de sanki iki dağın kesiştiği vadiden ovaya doğru hızla devrilen dolunay. ay ki süsü gecenin ve sonsuzluğun tek sahibi. burada doğduğum topraklarda yolunu yitirmiş kentli bir seyyahım. yönünü otlara ve gevenlere sora sora uzatan… elim yüzüm salt uyku. unutuyorum adımlarımı bazen, iyiden iyiye duruldu mu ne!

Devamı »

1

Solo Piano

"Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum
Yeniden doğmak için çıkardığım yangından."

E.CANSEVER

            Ben nasıl tuttuysam seni, kutsalına inanmak gibiydi bu sevginin; sunakları helal kadındın isterdim -Allah bilir ya, isterim yine doluca- tek, yüreği savurca bir adamsam da genç… (O’nu, benim kadar tanımadılar; biliyor musun İbrâhim?) Ne varsa iyiden ve güzelden yana, değil olsun kötü-çirkin sahipsizliğin; kalbimizindir işte bu hepsi değil öte, söylen kalabilmekse şu da aşk: Evrenyılı kıvanç duyduğumuz, gıpta gözlerinden adam ve kadınların!

              …Ve çokbir adamın yapmadığıydı; ben
              Tuttum masaya sakınmaları koydum
             -Kıskandığımsa, sakladığımdan kendimi;
              Edipbilmez, Cemalbilmez -pek
              Allah da bilmezdim hâlbuki…

Devamı »

1

gitmelerinin

gitmelerinin, kalmalarının ve uzak; yasak bakışlardan geçişmiş bu kırgınlık ve yazık bacalı gemiler; darmadağın bir kapı arkasıydı, bacaklarımızın arasında, bakışlarımız; betonda taze ölü, gün kesmiş dudaklarımızda kan kurusu bir sevda: göçmen bir kuştur göğsümde yumurtasından güvercin çıkar; ahmak geçmişim ne büyüksün gölgen, gelecek her günün üstünde, kurudu bu, kurudu balçık; gitmelerinin üstünde:!

Devamı »

0

İlhanberkiğne

"çıt der
ölüm"
İlhan Berk
 
    İlhan Berk’in ölümünün ardından yazdığım bu yazıda onun yaşamıyla, şiiriyle ve poetikasıyla olan bağlarımın özel ve küçük bir haritasını çizmeye ya da anlatmaya çalışacağım. Başlarken, bu kişisel haritayı ortaya koymaktan başka hiçbir amacımın olmadığını, yani bu yazının bir inceleme veya değerlendirme yazısı gibi ele alınmamasının, söz konusu kişisel kapsamın dışındaki hiçbir genellemeyle, araştırmayla veya söylemle ilişkilendirilerek okunmamasının gerektiğini belirtmek zorundayım.
 
0

Özür Dilerim!

Bildirge okunduğunda orada değildim, bilemiyorum. Ama etkisi sezgilere yer bırakmayacak kadar somut, havada asılı. Herkes biliyor, bir ben bilmiyorum. Bana söylenmemesini doğal buluyorum. Yüzlerden okumaya çalışıyorum; ama değişiyorlar. Bildirge kaderlerini çizmiş tabii, onlara da hak vermek lazım; hem pano değil ki bunlar, yüz! Ellere, ayaklara ve onların birliğine bakıyorum, elbiselerin içine kaçıyor, ayakkabıların içine giriyorlar.

“Bildirge okunurken orada değildin!” ifadesi her yerde. Pek de umursamıyor muyum ne! Ama çaresizim; çaresizliğim benliğimi de aştığı için belli olmuyor.

Belki de kimse orada değildi! Öyle olmalı. O zaman çaresizlikle mi yaklaşmalıyım onlara? Ama ah! O da olmuyor. En iyisi bir kurumsal sağaltıcıya mı, psikiyatra mı gitmek? Doğru hareketleri ondan öğrenebilir miyim? Yürümek ya da koşmak fayda etmeyecek; durduğun yerden birden mi sıçramalı?

“Herkes yok etmek istediğini çağırıyor!”

Utanıyorum birden. “Özür dilerim!” diyorum, “Herkesten özür dilerim!” “Ve kendimden.”

Toplam 5 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.12345