Edebiyat Kategorisi için Belgelik

0

Post-modernist Şiirler(!) Sirki

Edebiyat dergilerine ve şiir yıllıklarına göz attığınızda, başat olan anlayışın halihazırda post-modernist şiir anlayışı olduğunu görürsünüz. Uzun yıllardır ülkemizin şiir düzleminde ağırlığı olan bu poetik anlayışı, daha önce “Post-modernist Şiir(!)’deki Sefaletin Çözümlenmesi/ Ekin Sanat Aralık 2005/ Berfin Bahar Ocak 2006 / YKY 2006 Şiir Yıllığı/ Kıyı Yaz 2007/ Karalama Sayı 2 2007/ Sert Sessiz Haziran 2008” adlı yazımda, ayrıntılı bir şekilde çözümlemiştim. Ne var ki, o yazının en büyük eksiği, post-modernist şiir tanımına giren örneklerin yazıya alınmaması, böylece eleştirilen şiir anlayışının örneklerle somutlanmamış olmasıydı. Bu yazıda örneklerle birlikte, post-modernist şiir anlayışının yapısı somutlanarak okura sergilenecektir.

Post-modernist şiir, şiirde anlamı ve anlak’ı hiçleyerek, şiiri sadece sözcük ve harf oyunlarına indirgeyen ve şair öznenin bilinçaltını dışavurumundan öteye geçmeyen şiir türüdür.

Devamı »

0

KÜRESELLEŞME SÜRECİ, ŞİİRİN ZAYIFLAYAN MUHALEFETİ VE BİR İMKAN OLARAK İNTERNET

Sanatsal dönüşüm sürecinin toplumsal, siyasal ve ekonomik dönüşümden bağımsız düşünülemeyeceğini biliyoruz. Aynı şekilde, adına küreselleşme dediğimiz sürecin yeni bir süreç olmadığını, onun kapitalizmin ortaya çıkışından bu yana geçerli bir kavram olduğunu da biliyoruz. Ancak, hızlanarak artan teknolojik yenilikler, dönüşümü özellikle son 25-30 yıl içinde çıplak gözle takip edilebilir hale getirmiştir. Böylece, neo-liberal kapitalist dünya görüşünün ve serbest piyasa ekonomisinin bütün dünyaya büyük bir süratle yayıldığı emperyalist bir süreç yaşanmıştır, yaşanmaktadır. Küresel kapitalist kültür, toplumların geleneksel kültürel değerlerini erozyona uğratmakta ve onların yerini almaktadır. Bu yeni kültür, kendi öz kültürüne yabancılaşmış, kişisel çıkarlarını her değerin önünde tutan, rekabetçi, bencil ve fırsatçı bireyler ortaya çıkarmıştır. Uzun zamandır, görselliğin giderek önem kazandığı, anlamın biçime yenildiği bir imaj çağını yaşıyoruz. Kimilerinin şakayla karışık “cilalı imaj devri” olarak adlandırdığı bu durum da yine doğrudan küreselleşme sürecinin insani ve toplumsal değerler üzerinde yarattığı aşınmanın bir yansıması ve sonucudur.

Devamı »

0

öğretmen masalı

uçurum

tek anıya sayısız ân istiflemiş öğretmen
kendine yettiremiyor zamanı, tırpanlı paylaşım
hiçbir sokak onu tanımıyor
ağlamadıkça inanmıyor bulut
onu anlatmayan bir gök var
yaban ördekleriyle dolu
yıllar yollardan daha yüklü levhadan yana
düz ovadan ters uçuruma dağ derinliği
hiçbir şey yazılamıyor sevdanın cezasına
korkulardan başka

öğretmenin gözünde ev sahibi çığlık
bir de ters gelen ne varsa aşka…

Devamı »

0

BİR SEĞİRMEYDİ SANKİ BİR DÜŞ

Bir seğirmeydi. Ta uzaklardan yolluyordu selamını. Sanki gülüyordu, hissediyordum. Soluyordu hayatı, Her şeyiyle istiyordu… Biliyordum ve korkuyordum!

Saatler tez geçiyor; ya da bir yerlerde takılmış… İlerlemiyor… Havada asılı düşünceler. Gidip geliyor sarkaç nizamında… Kuruyorum zaman zaman zihnimi. Üşüme geliyor üzerime… Nerede gizlenecek yer? Seğirmeler artıyor! Zamansız mı her şey? Hislerim bir anda nereye gizlendi? Duymuyorum! Kafamda binlerce tilki… Sinirliyim, kızgınlığım kelimelere yol veriyor. Konuşuyorum durmamacasına, saçmalıyorum bazen…

Bana hiçbir şey söylemiyor, sadece istediklerimi yerine getiriyor. Benden uzakta, görüyorum. Korkuyorum tekrar! Seğiriyor yine sağ tarafım. Nedense hep aynı yer?

Devamı »

0

Gölete İtiraf (ya da “Şeytanın Göleti ile Bir Diğeri”)

Çeviren: Tamer Gülbek

Dr. Szygeti’ye

Yusufçuk mavi bir ışındır öğle sıcağının altını çizen. Ovaların huzurunun sonucudur. Devinen ve devinmeyen yusufçuk! Bakire gökyüzüne paralel ani hareketler yapıyor; sonsuz üçgenin tabanını biliyor sanki. İltihaplı şu gölet için ne soyutlama dersi ama! Havada çizdiği yol balığınki gibi, ama daha düz. Bir üniversite felsefecisinin zihni kadar alçakgönüllü bir halde süzülüyor. Ne erkek kurbağaların obur vıraklamalarını, ne de dişi kurbağaların mesanelerindeki hışırtıyı duyuyor. Küçücük ve kısacık bir çimen yaprağına konup dinleniyor ve onunla bütünleşiyor yusufçuk. Sessizlik, sessizlik!

Yusufçuk, sen benim kız kardeşimsin. Önünde gizli bir anahtarla başka bir gölet açılıyor, siyah arafı gördüm işte ben orada, hayatımda ilk kez.

Devamı »

0

Crystal

Üç güzellerden biriydin sen Crystal

Zarif ve latif ve yumuşak
Hoş ifade edilmiş bir çılgınlık
Hizmet-içi eğitim kovanında vızıldaştık

İnekler artık yapay yolla dölleniyor Crystal
Gizli bilgilere ulaşmak her zamankinden kolay

Yaşımızı göstermeye başlayabiliriz artık
Lületaşından bir pipo getirdim sana
İki yakası bir araya gelsin diye Boğaz’ın

Devamı »

0

Jerzy Grotowski’nin Son Yazısı*

Çeviren: Erdoğan Kul


(Bu metin, Jerzy Grotowski’nin isteği üzerine, ölümünden sonra yayımlanmıştır.)

Büyük olasılıkla, artık ömrümün sonuna yaklaşmış bulunuyorum. Her şeyden önce, Jerzy Grotowski ve Thomas Richards Çalışma Merkezi’nin çalışmalarına ilişkin yanlış anlamalara yol açan bir bilgiyi düzeltmek istiyorum.

Action: Grotowski’nin son oyunu.” Bu bilgi, gerçeğin üç bakımdan çarpıtılmasını içeriyor.

Bir kere, benim tiyatro yönetmeni olarak sahneye koyduğum son oyun Apocalypsis cum Figuris adını taşımaktadır. 1969’da yaratılmış ve son kez 1980’de sahnelenmişti. Bu tarihten sonra sahneye koyduğum herhangi bir oyun yoktur.

Sonra, Action bir oyun değildir. Sanat alanına aidiyeti, bir temsil olması dolayısıyla değildir; o, araç olarak sanat alanında yaratılmış bir opus’tur. İcracılarının, gösterim sanatlarına ilişkin bir gereçte, kendi kendilerine çalışmalarını düzenlemek üzere tasarlanmaktadır.

Devamı »

0

PARADİGMAL QUARTER´S

anımsa
uyuyakaldığımız ikindi
güneş çok ölüydü

ve saatler
hiç birikmiş odalarda
açmazdı yumruğunu taş sinirin

bir duvar bizi dövse
benzeyen yüzümüzle
anlardık gönyesi yok

dengemez acı yeşil suyunu
yaranın
adını boşluk soylu sitenin

Devamı »

0

Adriana

Her akşam sarı bir ışık
Tarıyor suratımı Adriana
Arkamda bıraktıklarım
Dikiliyor karşıma

Aileni gömdüğünü gördüm
Geçtiğin sınıra

Neden bazı insanlar
Daha ödemeli yazar Adriana?

Geniş beyaz meşeler olsa
Bizim de şemsiyemiz
Ama bedel ödemeden olmuyor ya
Belki ondan bu intihar ataklığı

Devamı »

0

Ödül Düzleminde Şiir Erkini Yıkmanın Anatomisi

Ödüllendirmek, üst konumundaki biri ya da birilerinin, ast konumundaki biri ya da birilerine övgü lütuf etmesidir. Yani her şeyden önce iki birey arasında hiyerarşi kurar ki hiyerarşi insani değildir, dolayısıyla ödüllendirmek ve ödül beklemek de insani bir eylem değildir.

Sahibinden daha doğrusu kendisini sahibi olarak gören insandan ona uygun eylem sergilediği için bir köpeğin “ödül” beklemesi, kendi yapısı açısından anlaşılabilir bir durumdur, oysa insani eylemin temel ölçütü, herkese göz hizasında bakıp kalp hizasında sevebilmek, yani kimseyi üst ya da ast saymamak, herkesi kendiyle eşit düzlemde görüp buna göre hareket etmektir. Oysa ödül beklediğiniz zaman, otomatikman ödül veren özneleri üst, kendinizi ast konumuna getirirsiniz, kendinizi eşitlik çizgisinin altına, ödül veren özneleri de çizginin üstüne çekersiniz, yani fırlatılan topu sahibine getirdiği için ödül olarak kuru mama bekleyen köpekten farkınız kalmaz.

Devamı »

Toplam 30 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345102030...Son »