Latest Headlines
0

ORSA

´´mut yok mus!
tâhlil-i sükûnda ıskartayızdır
bir orta bacağımızsa hep konuk ve kopuk
ve çokluk, reng-i müsemmâ:
birkaç iyi solo yalanlar
oysa, bu iyi yalanlar!´´

rubya;

burda kimse uzun bir şarkı değil
çok yanlış şeyler de olabilir illâ ki
sevebiliriz de az şeyleri

Devamı »

1

Bu Küçücük

– bu küçücük sokuluşlu tabutu ne
yapacaksın
ara ara uyanmaklarında bulduğun?

– bilmem, gök onda solur
yer onda inip çıkar bazen…

hani vardır
maden iğrisi gözleri önünde doğa’nın
ışığı ellemek birden, yüzünü soyup
çıkarıvermek sesinden:

Devamı »

1

Bu

İ. Azar’a

sarı ışıklar yakılmış
odamıza dağılan bu -mors alfabesi
istanbulu istiyorlar ibrahim
ateşler içinde

deniz duvarlarına çekilmiş
görüme alınmış surlarımızın kavsi -mahrem
uyan ey uykumuzu almaya gelmişler
kızıl bir göğül öpüşle
felaketlerimiz de dahil, sokaklarımızı da
o delik tastaki hamamımızı; su-
yu da, uyan ey, yüzünü,
ellerini yumaya gelmişler
sıratlarında dünya işçilikleri
ellerinde gökölümler

Devamı »

1

UZUN GÖLGELER KRALLIĞI

birazdan bitecek haziran
söz kalkıp gidecek mahmuzlayıp atını/ bizle
kalacak, yalnızlığımız

yüzüne düşen dalın gölgesi
bir kanıt sunuyor varlığına
çoğalan şeylerin…içiçe geçmiş
güneşler gibi uzuyor gölgeler de
başlıyor şarkısına umudun ağaçları
kısalarak

insan
bir yaz günü sevmeye başlıyor yaşamı
aktıkça incelen bir nehir gibi

Devamı »

0

Çöl – Nem

uçlarına tırmanıp baktığında işittin mi
çıtırdayan kızıl ufkum sessiz çöl

gözlerini kısıp baktığında
dönüyor mu uzaklığın kuşları
bir kırbaç sesinin izine sıralanmış
sonsuzluğa savrulan

sanki ilk
kalemin ucunun bir kalbi delmesi
fazladan bir damla mürekkep imkân
inişi tersine dönüşü ağacın
ne garip kendi ölüsünün
yanından geçmesi

Devamı »

0

ateş suyu

“öyle bir şey yapalım ki
örtbas etmeye mecbur kalsınlar” diyoruz

bilardonun kırmızı ışıklarını
yutuyor hüzün şişeleri
günah havuzunun harında
erirmiş gibi tesadüf topu

gizli bir arkaik şifre saklanıverirken telâşla
tuvalet duvarındaki al gore karşıtı
otantik grafitilerin arasına
jukebox’ın yamacından göz kırpıp
kaçıyor mu bir cehennem cücesi
yoksa yalnızca
siyasi bir sığınma talebi mi bu
anlamaya inan hiç takatim yok

Devamı »

0

Bekle Beni Tugnasyus

iveğen bir güz
kurumuş süsenler ah
avlu da yalnız

İçinde özgürlükler, bir dünya ör, varlığın lekeli bilinç cübbesine renkleri anlatacak.

Renkler kalbinde taşıyor yorgunluğunu…

Yorgunum, kirli dansın avlusunda. Yazmalar disiplininden uzak içsel ve öznel bakışları süzüyorum. Camlarla sevişen italik gölgeler ırmağı beslemiyor.

Haydi yine kör bir dürtü mayala Tugnasyus. Kavramlara tahammül edemeyen maskeli düşünceler ek o beyaz toprağına.

Devamı »

0

yanık sahne

Kendi acısını es geçiyor rüzgâr. Çocuk kollayan
şifa otları faltaşı. Çeşme meydanının sübyan
hayaletleri misket peşinde. Şaşkınlık
oyununu kanıksayan yaşlı ölüler.

Susuluyor hepsi. İnsan sesi biriktiren aşk
şarkıları uzak. Küçük ayakların izini
saklayan patika. Ünleyiş umuyor. Yok.

Kül giysili dağ evleri. İs karasına bakan pencereler.
Acıyan yerinden ses arıyor vadi. Yamaçlarına kapanmış
zirve. Yanık orman. Kavruk dere.
Hayvansız otlak. Çoban kendini çalarken
tutuşmuş. Kavalın sol anahtarı ıslak.

Devamı »

0

Cathay ile Konuşma

çocukluğumu aramamı sağlayan gönülsüz fotoğraflara, bilmeden buna neden olanlara, beynimde dolaşan yılana, o büyük duvara, kirpiklerime sevgiyle dokunan herkese ve her şeye, en son gördüğüm düş/es/e, çevirmenin nefis dostluğuna…

*** 
Ormanın kenarına geldim, ağaçlardan göremedim onu. Islak yaprakların üstüne oturup düşündüm, beni hangi hayvanın doğurduğunu. Bilmek istemiyorum benden önce neler oldu, ben yaşarken neler oldu ve neler olacak benden sonra. Görebildiklerimle bile tutuştum, bir de Cathay’ı emdim. Ey okuyucu! Dilersen çıkart at bütün italikleri. Gene de sağlam durmalı ve selamlamalısın kalanı. Yakın olandan başlayacağım anlatmaya, tufandan ve uçurumdan. Uzak olanı anımsamaya çalışacağım, aşkı, hayatı ve düzenli kırları. Tersini yapamazdım. Korkmadığımı söyleyemem.
 
Ey okuyucu! Hakikatse istediğin
Tersinden ısır bir de bu kanlı Narı.
 
*** 
 
kucaklayın beni Yağmur, yağmur gibi acılar.
bağışlayın beni Giden acılar, dönen, dönen acılar.
0

Aşk’a Akrostiş

Senin için…

Fısıldayan düşlerine sızdım yalınayak ansızın
Usulca öptüm umudunun puslu coğrafyasını
Lâl bir bulut geçiyordu kalbinin önünden
Yaslanıp kalbime yağmak için sabırsız
Ağzımda hâlâ terinin sesli harfleri

Ellerin bir papatya istilası her hecesinde tenimin
Masallar boyu sevdim gözlerine sinen ince hüznü
Ellerime bulaşan yağmur kokusu çünkü yüzün
Kalbim ise bir kâğıt gemi ortasında aşk denizinin

Toplam 31 sayfa, 12. sayfa gösteriliyor.« İlk...10111213142030...Son »