vınlıyor çürüyüşü kurtçuğun
çürüyüşü sıra kurtçuğumuzun.
“saydam yaz gecelerimizin içobur
ayışığına sunmak için
en uygun simge hayvan o”
diye düşünüyor, çoktan aynanın karşısında Devamı »
yaşamını düzeltirken kaybolmuş çocuk:
vınlıyor çürüyüşü kurtçuğun
çürüyüşü sıra kurtçuğumuzun.
“saydam yaz gecelerimizin içobur
ayışığına sunmak için
en uygun simge hayvan o”
diye düşünüyor, çoktan aynanın karşısında Devamı »
yaşamını düzeltirken kaybolmuş çocuk:
"dingin bir kayık
kendi kendine konuşan bir göl
gökyüzü’’
Kadir Aydemir
(Jale Kahraman’ın "Botlar" adlı resmi üzerine yaptığı çalışmasından)
1
derin bir uykuda
toprağın karnındaki karınca
girmek istedim uykusunun hayatına
2 Devamı »
bir fısıltı geldi rüzgardan
yıktı küçük tepeleri
bozdu rüyasını geleceğin
-ilk defa kokuna ağladım, şimdi şiirimde yarım sigaran
saplı durur, kanatırken gökyüzünde yırtık bir parçam,
öfkeyle sızarım, göğsümde ıslak sen..-
sıradan korkular değil sahipleniş, kalabalıktan Devamı »
şehvetle uzaklaşmak, sonunda aynısı,
değişmez siyah..
üç şey öğrendim Devamı »
hiçbir harfi silemezsin
hiçbir ok bulmaz hedefini
arpın çözülen telleri söylüyor
nefesimle kurumuş otlar
her avcı kayıptır
işittiğinde
Çeviren:
Erdoğan Kul
Eğer Şeytan’a da Tanrı’ya da inanmıyorsam, bunca güçlü bir yıkma eğilimi duyuyorsam içimde, mantıkça kabullenebildiğim ilkelerin düzeninde hiçbir şey yoksa eğer, asıl neden etimdedir.
Yıkıyorum, çünkü akıldan ortaya çıkan her şey güvenilmezdir benim için. Ben, ancak iliğimi coşturan kanıta inanırım, kendini Aklın yoluna uydurabilen kanıta değil. Düzlemler buldum sinir alanında. Şimdi kanıtları değerlendirmeye hakkım olduğunu düşünüyorum. Benim için, Aklın alanıyla ilgisi bulunmayan saf etin alanında bir kanıt vardır. Akılla kalp arasındaki çatışkı, tam da benim etimde karar kıldı, ama sinirler tarafından sulanan etimde. Ölçüye gelmez etki alanında sinirlerin sağladığı imge, en yüksek zihinselliğin biçimini alıyor -zihinsellik vasfını soyutlamayı reddettiğim. Demek ki ben, içinde şeylerin gerçek ışımasını taşıyan bir kavramın oluşumunu izliyorum, bana yaratma sesiyle ulaşan bir kavramın. Bir imge aynı zamanda Bilgi değilse ve onun açıklığını taşıdığı kadar özünü de taşımıyorsa, beni tatmin etmez. Kopuk kopuk akıl yürütmelerin bitkin düşürdüğü zihnim, yeni, mutlak bir çekim gücünün çarkına kapılmak istiyor.
Devamı »
yanına geliyorum seni daha yakından görmek için Devamı »
havai fişekler gibi dağılan saçlarını örmek için buradayım
her yakın geçmiş uzak bir gerçektir
yalnız kalmayı denemediğin için henüz umutların var biliyorum
yine bir kulübe aramak dağlarda
ve ben sislerle örtülüyüm
kaç kere çarpıyorum ve çınlıyorum hayvanların ağzından
kaya parçaları
kuşların ya da uçakların düşüşü bir işaret değildir artık
başka türlü anlamalıyım seni
Ay yorgunu dağlar canlı cenaze
gibi gülümserken kayalıklardan
gölgeme baktım.
Ses veren kaya son kez çınladı Devamı »
ve soğumaya başladı
kül torbası bir düşüncede.
Körlük,
İhtiyatlı sağırlık,
Ait olduğumuz çoğul hiçlikler havuzunun felçli görüntüsü.
Sana, ona, buna bulaşan koşulsuzluk direnci.
(Pencereler kardan buz kaplamış. Yemeği yine sıcak indirmişsin Devamı »
ateşten. Dur biraz, bu koku… bir şey mi yanıyor? Ütünün fişini
çekmeyi unutma. Yaz gelince oraya götüreceğim seni; oraya işte! Hani!
Bildin değil mi ? Bugün çok güzelsin; sana neden yalan
söyleyecekmişim ben ? Haydi boş ver artık dışarıdaki sesleri, beni
dinle sen. Bugün sana hangi gazeteyi okuyayım? Yavaş iç biraz, yine
üstüne döktün.)
Sen ilk o gün geldin Devamı »
Sürgüsü mayınlı, kederli kapıma
Bir yaşamın unutulmuş yırtık sayfasıyla
Kurumuş bir kelebek kanadında
İçimin ormanına,
Umudu yaralı, titrek bir sızıydım
Külünde eşkıya düşler kovaladığım
Közleri utangaç mangalımda.