Latest Headlines
0

Enneadlar, Altıncı Deneme (Plotinus)

GÜZELLİK

1
Güzellik özellikle görme duyusuna hitap eder, ama sözlerin belirli birleşimlerinde ve müziğin her türünde olduğu gibi, işitme için de bir güzellik vardır, çünkü melodiler ve kadanslar güzeldir; kendilerini duyular alemi üzerinde daha yüksek bir düzene taşıyan zihinler, hayatın akışındaki, eylemlerdeki, karakterdeki, zihnin uğraşlarındaki güzelliğin de farkındadırlar; bir de erdemlerin güzelliği vardır. Daha yüce ne gibi güzellikler olabileceğini, tartışmamız ortaya çıkartacaktır.
Öyleyse nedir bu maddi biçimlere alımlılık veren ve kulağı seslerde fark edilen tatlılığa çeken şey; ve Ruhtan kaynaklanan her şeyde bulunan bu güzelliğin sırrı nedir?

Devamı »

0

Claudio Monteverdi’nin “Sexto Libro dei Madrigali (1614)” Kitabından Üç Şiir

Lasciatemi morire
(Ottavio Rinuccini)

Bırakın öleyim;
avutmak ister mi beni,
bu zalim kader,
bu yüce ermişlik?

Devamı »

0

Ezra

Karşılaşmalar I / OYUNCAKÇI DEDE VE AZRAİL

İşte tam burası. Tam burada Ezra geldi. Konuşulmuşun ötesinde her yana yayılarak ve zaman içinde açılarak Ezra geldi. Aylardır açılmayan tahta kapımdan sanki bunu daha dün de yapmış gibi, kapının kolunu çevirdi ve geldi. O sırada, kolları bacakları iple hareket eden tahta adamlardan yontuyordum. Birkaç tane tahta adamın kolunu bacağını, bedeninin parçalarını hazırlayınca renkli naylon iplikleri geçiriyor, birleştirip boyuyor, camın önüne kurumaya bırakıyordum. İnce bıyıklı zabitler, palabıyıklı külhanbeyler, palyaçolar, köylü kızlar, çeşit çeşit, boy boy oyuncaklar.

Kapı gıcırdadı ve o sanki bir insanmış gibi, arkadaşımmış ya da bir müşteriymiş gibi geldi. Kapının üzerindeki minik çıngırakları şıngırdattı. Kalın yün paltosuna sarınmış, soğuktan yüzü kızarmış halde geldi.

Kaç geceler yüreğim katılarak çağırmıştım adını: "Ezra, Ezra… Ellerim tutmuyor artık: Gel! Kütükleri kaldırmaz oldu belim: Gel! Elim, ayağım, kolum. Görmez oldu gözüm. Nice zamandır taranmadı bu saçlar, nice zamandır kesilmedi bu ak sakal. Bir lokma ekmeğim suyum, su verenim bulunmaz oldu, gel!

Devamı »

0

Sessiz Şehirler

Bir tamdan eksilttiğim bedenimde
parmak uçlarımda
ve yüz yüze kurduğumuz şehirlerde
gümüş sessizliği

bırakışlarımızdan kurulmuş her şey
sokaklar, evler, ev hayvanları…
dilsizliğimizin ay vezninde
suskun hayvanların gölge sirkleri

0

Özür Dilerim!

Bildirge okunduğunda orada değildim, bilemiyorum. Ama etkisi sezgilere yer bırakmayacak kadar somut, havada asılı. Herkes biliyor, bir ben bilmiyorum. Bana söylenmemesini doğal buluyorum. Yüzlerden okumaya çalışıyorum; ama değişiyorlar. Bildirge kaderlerini çizmiş tabii, onlara da hak vermek lazım; hem pano değil ki bunlar, yüz! Ellere, ayaklara ve onların birliğine bakıyorum, elbiselerin içine kaçıyor, ayakkabıların içine giriyorlar.

“Bildirge okunurken orada değildin!” ifadesi her yerde. Pek de umursamıyor muyum ne! Ama çaresizim; çaresizliğim benliğimi de aştığı için belli olmuyor.

Belki de kimse orada değildi! Öyle olmalı. O zaman çaresizlikle mi yaklaşmalıyım onlara? Ama ah! O da olmuyor. En iyisi bir kurumsal sağaltıcıya mı, psikiyatra mı gitmek? Doğru hareketleri ondan öğrenebilir miyim? Yürümek ya da koşmak fayda etmeyecek; durduğun yerden birden mi sıçramalı?

“Herkes yok etmek istediğini çağırıyor!”

Utanıyorum birden. “Özür dilerim!” diyorum, “Herkesten özür dilerim!” “Ve kendimden.”

0

Mezareren

I.

bulduğunda bir ağacı
gölgenin yalnız kılışıyla düşünen
ellerin daha da yoklayabilir
yürürlüğe kandığın belkili adımı

adımlamak
kurusudur gömülen ağacın
tek dikimlik yeryüzüne

Devamı »

0

Kule

üç çizgi çekilir altı yön gidilir
iki göz bakar tek biçim görünür
kahrolan tek bedendir
acı bin biçim görünür

her şeyi gören kim her yeri gören
yolun iki ucuna tek yürüyüşte varan
kulenin son taşını koyan
yitirmediğini bulan kim

Devamı »

0

Günün Boşlukları

günün boşluklarında
hayatım-aşkım-cehennemim
kül değirmenleri kuruyor,
uçurum resimleri yapıyorum

güz, bir mevsim adı olmaktan çıkmış
ellerimden başka kimse bilmez bunu

Devamı »

1

Gün Gece Gölge

Üstümde gölgelerin ağırlığıyla oturdum bütün gün yumuşak koltuk üzerinde. Seçemiyordum. Eşya mıdır karşıdaki, insan mıdır, köşede saksıda çiçek mi var, masa üstünde lâmba…

Gözlerimin önünde dağılıp açılıyor, sisleniyor görüntüler. Sesim bedenimden ayrı. Bu konuşan kim? Güneş doğarken elimde kahveyle oturmuşken koltuğuma ve gün ilerlerken, arkamdaki pencereden renkleri ve şeyler üzerinde bıraktığı gölgeleriyle; işte gün yavaş yavaş ilerlerken, bir kelime etmiş miydim ben? Demiş miydim ev içinde sesimi duyabilecek herhangi birine, ya da duyan varsa başka bir âlemde başka bir şeye, canlıya eşyaya ya da? Demiş miydim? Yorgunum. Bedenimden ve şeylerin seyrinden kopmuşum. Beklemiyordum da hiç; zaman geçsin. Geçsin, geçsin; olmamış gibi olayım. Beklemiyordum.

Devamı »

0

Merhaba

Edebiyat, düşün ve sanat seyri Ussuz; sanatsal ve düşünsel yaratımların nitelikli ortamı olacaktır.

Bize ulaşmak için iletişim sayfamızı ve ziyaretçi defterimizi kullanabilirsiniz.

Yazı yayımlama koşulları için lütfen editörümüze başvurun.

Ussuz‘a hoşgeldiniz.

Toplam 31 sayfa, 31. sayfa gösteriliyor.« İlk...10202728293031