Kendime oda hazırlıyorum havada
canbazlar ve kuşların arasında:
yatağım duygunun trapezinde
sanki rüzgârda bir kuş yuvası
en son ucunda dalın.
Bir yorgan satın alıyorum en yumuşak yününden
güzel ve özenle taranmış koyunların Devamı »
Kendime oda hazırlıyorum havada
canbazlar ve kuşların arasında:
yatağım duygunun trapezinde
sanki rüzgârda bir kuş yuvası
en son ucunda dalın.
Bir yorgan satın alıyorum en yumuşak yününden
güzel ve özenle taranmış koyunların Devamı »
kurumuş bir göl gibisin yanılmış gönlüm
tanınmaz dinlenmez sanrılarla gelir sesin
ve bu kırık bir ok gibi dururken ortasında
çığlıklar, öfke dolar dilime
dilime dilimde türkülerden bir pas
ben ki dilimle getirirdim.. ne diye bu sevdayı. boş. Devamı »
-geri dönüp içeri girdiğim terli tarih, mayısına kaçtığım
deniz yapıştı yakama, linç ediliyorum,
soruyorlar… bataklık gözler…-
duvar yarıyorum, öcümden dizili, önüme
kalın ve gereksiz ücra, hayalin terbiye ediyor,
fit taşan kiralık, uhde, kalabalık aşk Devamı »
günün deliğini kalbinle yamar gündelikçi Gülizar
yoksulluğun bodrum katında üşür düşleri
rakı rampasını tırmanırken gün boyu kocası
akşam dayak dağları karşılar gündelikçi Gülizar’ı
mülkiyeti aklayamaz silmekle
açlığa barikat avuçları Devamı »
boşluğun sonsuzluğunda yıkanan tanrıların
bittiği yerde başlar yolculuğu suyun
koklayıp ilkelliğin sızısını
kavganın olmadığı bir yel bulmaktı
huyum
yaprağın gizlediği iklime eklenmedi Devamı »
Çeviren:
Erdoğan Kul
Bu dergide şahsıma ithafen yayımlanan son derece yüksek düzeyli makalelerden çok etkilendiğimi ve Lendemanis’nin bu gözü pek davranışından kendi adıma onur duyduğumu belirtmeliyim. Ben de, elimden geldiğince, başından beri ilgimi çekmiş olan Spinoza’ya ilişkin bir sorunu açarak -tüm cesaretimle onun koruyucu kalkanının ardına sığınıp- bu gözü pek davranışınıza bir karşılık vermek istiyorum. Bu, aynı serüvende “yerimi almam” için bir fırsat da olacaktır ayrıca. Büyük filozofların aynı zamanda büyük üslupçular olduğunu düşünüyorum. Felsefenin sözvarlığı üslubun bir ögesiyken; bir yandan ortaya yeni sözcükler sunmakla, bir yandan da sıradan sözcüklere alışılmadık anlamlar yüklemekle üslup, her zaman sözdiziminin bir konusu olmuştur. Ama sözdiziminin kendisi, dizimsel hatta dilsel olmayan (dilin dışında yer alan) şeylere doğru bir tür tazyiktir. Devamı »
bu sonsuz dönüş bu yollar:
dağların ağırlığı altında
büyüyen bu istenç, aklın
gönlünü çelen yanan rüzgâr
yorgun soluma: sonrasızlık
içinde lirik güneş.
yazıyorum: içimde ateşle Devamı »
Modern İran edebiyatının en önemli öncülerinden biri olan Sadık Hidayet 17 Şubat 1903 tarihinde Tahran’da aristokrat bir ailede dünyaya gelir. Altı yaşına kadar sevimliliği, cana yakınlığı ve konuşkanlığıyla ailenin ilgi ve sevgi odağı olmasına rağmen altı yaşında birden sessizleşip içine kapanır. O andan sonra yaşamı boyunca iflah olmaz bir münzevidir artık o. En sert, en radikal eleştirilerini bile sessizce, odasına kapanarak, oyun arkadaşlarından kaçarak ve yazarak haykırır bundan böyle. Devamı »
´´uzasın; bir duruşmak sonrası çatlayacak sabır
ve dağılacak sıvası ev ve ev ellerimizin de.´´
park boylu bir yalnızlık ilk kimde görmüştüm onu
gezinen kendi içinde hep aynı varışın şarkısı
-benim ayaklarım da geçişlerdi, anahtarlardı-
ve hep aynı yere çıkmanın şaşı sabırsızlığı Devamı »
Saat beş.
Güneşin doğmasına hâlâ saatler var. Yatağın içinde küçük kızımla yatıyorum. O uyuyor, bense televizyonda dün gece canlı yayınlanan tartışma programının banttan kaydını izliyorum. Hükümetin sosyal güvenlik reformu taslağını eleştiriyorlar. Kel profesör, zaman zaman sol kulak memesini çekiştirerek burnuyla oynayarak bir de gözlerini sık sık kırparak söz alıyor. Devamı »
Gazete yırtıkları ve kirli zaman
Kıyıma vur
Çamur ve yapışkan bir ilk olsun bu
Ölümler tutunurken
Zorba sancılar pas tutsun ufalansın.
Yangınlar dağılsın Devamı »
II
Zaman Zaman.
Öğle vakti neminde tutuklu gecenin.
Dört duvarın yorgun tulumbası
tahliye ediyor
zamanı zamanı zamanı zamanı Devamı »
sen düşüreceksin ki yer gülecek
bunun adı yüz geni çocuk
bir çizgiyle birleşecek siyahı gecenin
her işlemin eşiti alnındaki sıfıra
gece ve karanlık yağıyor yağmur
bilmiyor düş üşümelerini sabrın Devamı »
soluk alıp verişi evlerin balkonlar. hüznün durağı ve bahçesi, sevincin nabzının attığı panayır. sıkıldım kentin dilinden. şuraya bir sandalye yeter. iş stresinden, bankalardan, seçim sonrası ülkeyi bekleyen kaostan…
kaçmalıyım… biraz da kendimden; soyunacakmış gibi gövdemden, dağılıp kat kat… Devamı »
…kim bilir neden? yitirmişliğin avuntusu kırlar. sevimsiz bir serseriyi oynuyorum günlerdir. kararsız ve sinsi; geçerken alışkanlığın uysal yastığından, bir safsatayı dillendiren; lüzumsuz. güneş biraz daha oyalanacak buralarda, henüz vakti çok. ama ben kapatmalıyım pencereyi. yudumlarken bayat çayımı, son kez göz kırpacağım, balkona ulaşmaya çalışan asmanın dalındaki boş yuvaya… Devamı »