Latest Headlines
0

ORDA

 

bakıyoruz: odakta tenha büyüsü genleşen gözler var; uyuyalım
arada bir çiçek, anason çatlağı Afrika… kafamızda durunca
arada bir yazık, unutulmuş gerçekliği oh! Büyük Ölüm’ün
hani coğrafya günleriydi, bir zarf tarihini açılırken durumların
taşıdığımız pazarların… çözülsün diye ipler, gözler alanında
biz ki dengiydik çünkü hep bir ayracın; besbelli özel adların da

hani coğrafya günleriydi. bir zarf, tarihini açılırken durumların
bir dağın da ardı sıra -sırtıkara- bir göğün uzantısı yalnızlık

Devamı »

0

Varlık Üzerine Yeni Açıklamalar

Çeviren:  Erdoğan Kul

Ne görmekteysem ve neye inanıyorsam onu anlatıyorum; gördüğüm şeyi görmediğimi kim söylerse, kafasını koparırım onun.

Çünkü ben bağışlanmaz bir Canavarım ve Zaman artık Zaman olmayıncaya kadar bu böyle devam edecek.

Ne Cennet ne Cehennem, eğer varlarsa, bana yükledikleri bu canavarlığa karşı bir şey yapabilirler. Belki kendilerine sunmam için yüklemişlerdi bu canavarlığı bana… Kim bilir?

Her durumda, yaralamak için işte beni…

Olan her neyse, apaçık görürüm. Ne varolmuyorsa, gerekirse ben yaratacağım onu da.

Uzun süre hissettim bu Boşluğu, ama kendimi ona atmayı reddettim. Gördüklerim kadar ben de ödlektim çünkü.

Devamı »

1

LEKE

bir yurttu sinir pasından, altı yön ömrün sığdığı. adresini arıyorduk yüzümüzdeki düşüğün, dil üstünde gezdirilen kızgın demir buğularını aralayarak.

 

doğa’nın dönük olduğu nokta hangimizdeydi? birbirimize ölüyorduk, bulunmuyordu. güneş küçük hayvan ölüleri halinde derimizin altına birikirken, “ben” diyorduk, “hepimizin aynı yerinde kardeş beni; gelin üst üste getirip uçalım…”

 

insan sütünü demleyen eldeğmedik mimariye adanan bakışlarda kur da aramıştık: a e ı i o ö u ü. uğrum çığırıp duruyor keman koyusu, memeleri budanmış bir çingeneden cama vuran kuş seslerinde.

Devamı »

0

Kaç kişiyim ben?

Çeviren: Erdoğan Kul

Çevremdeki her şey, beni çevreleyen her şey buharlaşıyor. Tüm yaşamım, belleğim, imgelemim, imgelerim, kişiliğim… buharlaşıyor, uçup gidiyor. Her zaman başka biri olduğumu duyumsuyorum; başka bir şey, başka… Burada rol aldığım sahne, başka bir oyuna ait. Ve katıldığım bu gösteri kendi kendimim.

Kimi zaman, on-on beş yıl önce yazdığım metinlere rastlıyorum karmakarışık çekmecemde. Bunların çoğu, tanımadığım biri tarafından yazılmış gibi geliyor bana; kolayca tanıyamıyorum onlardaki kendimi. Ben yazmışım; ama başka bir yaşamda, ondan henüz uyanıp geride bırakmış olduğum başka bir yaşamda.

Çok gençken, daha on sekiz-yirmi yaşlarındayken yazdığım kimi metinlerde, mahiyetini tam olarak kavrayamadığım bir etkileme gücü var.

Devamı »

0

FETÜS AŞKI

kendi payına düşer rahim
hayatı yaşar derinlerde
geç gelmek korkusu sarar
yalnız ve bensiz kara sulara
ardı arkasına çevrilmiştir oysa
bir kendi bir de aynası kalır
bakire düşlerin
gece döner dolanır gerisinde
dar alan üzülür genişlemekten
hep sıcak olur kış içerde
dışarıya korkar çıkmaktan
donar diye belleği
tuzsuz bir yaz yaşanır düzlükte
doğmak üzere ayrılır bağ
gözden duvağa

0

KİLİT

 

Kilidin kırılmış yanıydın sen

boşlukta sallanan

anahtarsız dönerdin içimde

şifresi kan

 

0

UYSAL ÇAĞ DEMEÇLERİ



sitenin gönyesi yok
kalbim, topla kendini
ve dağıt bu yaşamak kentini


I.
oysa
bir ağacın taşmasından diyorum mesela
bir boşluğun Allah´a bakmasından
taraçalardan da taraçalara
ölü konmasından diyar Rum kuşların
bahsedelim zamana aşktır insan
ve insan bir yara

Devamı »

0

KûN

beni geçiniz,
ağzına kadar dolmuş yarayı
sünen günlerden sarkan sözleri
bulutların parmak izinden başlayalım mesela
açık seçik dokunmayı ağrıya

beni geçiniz
boynu bükük uçurtmadan
insan yutan kavşaklardan devam ediniz
sokağın çıkmazından mesela
yıldızlara asılan

Devamı »

0

Post-modernist Şiirler(!) Sirki

Edebiyat dergilerine ve şiir yıllıklarına göz attığınızda, başat olan anlayışın halihazırda post-modernist şiir anlayışı olduğunu görürsünüz. Uzun yıllardır ülkemizin şiir düzleminde ağırlığı olan bu poetik anlayışı, daha önce “Post-modernist Şiir(!)’deki Sefaletin Çözümlenmesi/ Ekin Sanat Aralık 2005/ Berfin Bahar Ocak 2006 / YKY 2006 Şiir Yıllığı/ Kıyı Yaz 2007/ Karalama Sayı 2 2007/ Sert Sessiz Haziran 2008” adlı yazımda, ayrıntılı bir şekilde çözümlemiştim. Ne var ki, o yazının en büyük eksiği, post-modernist şiir tanımına giren örneklerin yazıya alınmaması, böylece eleştirilen şiir anlayışının örneklerle somutlanmamış olmasıydı. Bu yazıda örneklerle birlikte, post-modernist şiir anlayışının yapısı somutlanarak okura sergilenecektir.

Post-modernist şiir, şiirde anlamı ve anlak’ı hiçleyerek, şiiri sadece sözcük ve harf oyunlarına indirgeyen ve şair öznenin bilinçaltını dışavurumundan öteye geçmeyen şiir türüdür.

Devamı »

0

KÜRESELLEŞME SÜRECİ, ŞİİRİN ZAYIFLAYAN MUHALEFETİ VE BİR İMKAN OLARAK İNTERNET

Sanatsal dönüşüm sürecinin toplumsal, siyasal ve ekonomik dönüşümden bağımsız düşünülemeyeceğini biliyoruz. Aynı şekilde, adına küreselleşme dediğimiz sürecin yeni bir süreç olmadığını, onun kapitalizmin ortaya çıkışından bu yana geçerli bir kavram olduğunu da biliyoruz. Ancak, hızlanarak artan teknolojik yenilikler, dönüşümü özellikle son 25-30 yıl içinde çıplak gözle takip edilebilir hale getirmiştir. Böylece, neo-liberal kapitalist dünya görüşünün ve serbest piyasa ekonomisinin bütün dünyaya büyük bir süratle yayıldığı emperyalist bir süreç yaşanmıştır, yaşanmaktadır. Küresel kapitalist kültür, toplumların geleneksel kültürel değerlerini erozyona uğratmakta ve onların yerini almaktadır. Bu yeni kültür, kendi öz kültürüne yabancılaşmış, kişisel çıkarlarını her değerin önünde tutan, rekabetçi, bencil ve fırsatçı bireyler ortaya çıkarmıştır. Uzun zamandır, görselliğin giderek önem kazandığı, anlamın biçime yenildiği bir imaj çağını yaşıyoruz. Kimilerinin şakayla karışık “cilalı imaj devri” olarak adlandırdığı bu durum da yine doğrudan küreselleşme sürecinin insani ve toplumsal değerler üzerinde yarattığı aşınmanın bir yansıması ve sonucudur.

Devamı »

Toplam 31 sayfa, 8. sayfa gösteriliyor.« İlk...6789102030...Son »