susmuştum. eğildim. büküldüm. sayamadığım kadar çok kişiyle kıvrıldım bir oyuğun içine.
odadan odaya bir ıssızlığı ördüm. doğuyordu güneş.
soyunamıyorum eskisi gibi bıkkınlıklardan.
önemli miydim? gerekli miydim? bilebilir miydim?

duru bir suda gördüm yüzümü. oysa hep yanlış hep eksik görüyorum.
kavrayışım ağacın buluta kök salması. istesem de düşünemiyorum.
bu sıralama, bu düzenleme boşuna,
kaçınamıyorum bir evin belleğinde sızlamaktan.

çözülsün. dökülsün dişlerim. kırıp döktüklerim.

o, mor sarmaşık
döküyor çiçeklerini
kurutulmuş sesleriyle geceleri
ve sızlanıp duruyorum
azaldığım bir karanlığın çalkalanan sularında
açtığım kollarımla huzursuz tanrıma.