yıldızlar göğün çayırlarında oynayan çocuk
gözleri: masumiyetin imleri: abecesi sonsuz
erimli vaktin bilgisiydi: simya tinin düşmanı
kimya doğayı zehre bulayan
bedeni aklı düşü
düşünceyi pelteleyen denizanası amip çıyandı
mercan cümbüşü kalblerin renkâhenk atlası
yıldızlar göz kırpıyor serinliğin dalgın göğünde.

konuş konuş!: susma sakın ölümü beklerken
suya ve taşlara kuruyan bahçeye ağan yıldıza
teslim olma asla katiyyen susma burçlarda
mayıs zamanı ağustos arslanı
imdi düş yollara
akşam vakti fecrin kızıl ışığında çılgın atlarla
kurtsun parssın türkçenin dağlarında kartal
ırmak boylarında su karluk ormanında kayınsın.

ağaçtan oldun var oldun ışıktan: ormanlar ve stepler
senin yurdundu: jozsef’e attila oldun aytmatov’a cengiz
manas’ın sözcükleriydin dilinde dillenen dillerdin
temirden demire oddan odin’e
kardeşliğini paylaştın
kanın şaraba dönüştü aklına aşk karıştı âşıktın
artık hoyrattın şiiri şiirle yanıtlayan kaman cini
albız: tinimin geyiği göğercini kuğusu üreğimin.

baktım seyran ettim: orada ilenç şurada alkış burada
kargışlandım soluk soluğa: yarlıgandım yargısız infazlarda
asıldım! tuz hakkımız var idi, utkuyla selâmlaştık
kardeş bilerek türkülerle sesimizi
hısımdık dağ taş
kıpkızıl göğ yağız yer: iç denizler kurudu zeytunî yaşıldı
yakut safran yeşim elmas erguvanî hayâl idim
yörüdük kentlerin karangu ıslığında öldürüldük.

kızıl alma: kıpkızıl alma: bekliyorum seni ölmeden.–