sedef gülüşlü bir çocuk beyaz
sorular taşıyacak mı şafakla gelen
gece giden umutlara alışacak mı düşüp
kalkmaya avcılar kervanında

en eski gerçek hangi bahçe
oyununa katılacak çileli
fasıllardan o çok yaşlı
hanende ile uzaklardan getirilen

mavisini buralarda bırakan alnındaki
lekesizliği koruyarak çıkıp
gidecek mi kırlangıçların dönemeyeceği
göçmen şehirlerden

yazlık sinemada bir yağmur çocuk
altüst ederek gözyaşını çöl kısmetli
bir kıyıya bırakıp kurtaracak mı
denizi yanlış kalabalıklardan

küçük esintilerin mor dalı dokunup
duruyor çocuğa korsan bir imgede
siliniyor bütün ötekiler aynalara
gidilecekse hangi yüzlerden

eski dostlar gelince aklına
kavuşamıyor masalara yükleyerek
hüznü yokuş yukarı ve iniyor
durmadan su alan gemilerden

gülağacı bastonunun ucunda hayat
acemice uzaklaştırıyor kendini
geçmişten geleceğe arada kalmış
yeniden görülesi düşlerden