About Mustafa Atiker

Mustafa Atiker, 1 Temmuz 1966′da Bursa’da doğdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olarak yüksek lisans öğrenimi için Almanya’ya gitti. Bamberg Üniversitesi (Otto-Friedrich Universität Bamberg) Türkoloji Bölümü’ne sunduğu “XX. Yüzyılda Edebiyat Eleştirisinin Oluşumu Üzerine” başlıklı master tezinde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın edebiyat eleştirisine ilişkin görüş ve uygulamalarının felsefi tabanını, yazarın hayat kurgusuyla birlikte irdeledi (1998). Atiker’in XVIII. Alman Doğu Bilimcileri Kongresi’nde (27 Mart 2001) “Literaturkritik und Ahmet Hamdi Tanpınar” (Edebiyat Eleştirisi ve Ahmet Hamdi Tanpınar) adlı bildiriyle tartışmaya açtığı bu çalışma yakında yayımlanacak. Yurt dışında Türkoloji, Yabancılar İçin Almanca, Arap Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Felsefe, Andragogik (Yetişkinler Eğitimi) alanlarında eğitim gördü. Erlangen-Nürnberg Üniversitesi Doğu Dilleri bölümünde (Friedrich-Alexander-Universität Erlangen-Nürnberg/ Orientalische Philologie) Türkçe okutmanı olarak çalışırken 2006′da Türkiye’ye döndü. Çalışmalarını, Edebiyat Eleştirisi, Dil Felsefesi, Kültür Felsefesi, Şiir ve Düşünce Tarihi alanlarında sürdürmektedir. Atiker’in çeşitli süreli yayınlarda basılan söz konusu çalışmalarından yalnızca şiirlerinin bir kısmı (Genellikle 1996’ya kadar yazılıp 2006 yılına dek dergilerde çıkmış olanları) “Dinamik Kaos” adıyla yayımlanmıştır (HA Yayınları, 2010).

Kıyı II

|2012-09-07T23:40:56+03:007 Eylül 2012|Şiir|

ben bir sınırın taşı değilim
ben bir mezar taşıyım
kim dikti beni buraya
benim için biten bir savaş yok
benim içinde kaybolduğum
hep aklımda ve yanı başımda
kumrallaşmış şehir ahlakına açılan dar bir patika
dolaşıyorum dağlarda
yalnızlık değil bu yavrum
yalnızlık benden uzaklarda
benim hiç bir […]

Kıyı

|2012-09-07T23:33:38+03:007 Eylül 2012|Şiir|

geriye ne kalır deme
bir yosun parçası da bulsan getir bana
bir yıldız çiçeği olur mu
bu dünyada olmayan bir sen kaldın
bu rüzgarda yetişmeyen bir yıldız çiçeği gibi kaldın
bir yelkenli geminin küpeştesinde paramparça bir pusula
bir şehir gibi kaldın […]

KAZAZEDE

|2011-12-10T06:55:20+03:0010 Aralık 2011|Şiir|

hayatı kendince algılamak
rüzgârı ateşlere bağlayıp saklamak
ve kaderi bir ölüm gibi algılamak
her kuşun kendi gagasının ucundaki parıltıyı bağlamak
hiç sorma bana
şehirler nerede bitiyor
kefensiz ölüler nerede yatıyor
şarkılar ne zaman susacak
yıldızlar ne zaman ağacak
kurbağalar […]

Abdal

|2009-12-24T18:21:50+03:0024 Aralık 2009|Şiir|

yanına geliyorum seni daha yakından görmek için
havai fişekler gibi dağılan saçlarını örmek için buradayım
her yakın geçmiş uzak bir gerçektir
yalnız kalmayı denemediğin için henüz umutların var biliyorum
yine bir kulübe aramak dağlarda
ve ben sislerle örtülüyüm
kaç kere çarpıyorum ve çınlıyorum hayvanların ağzından
kaya parçaları
kuşların […]

Mâziperest

|2009-10-31T20:56:48+03:0031 Ekim 2009|Şiir|

Hayal mi gördüm bomboş vagonların içinde uyur uyur gezerken hayal mi
bana eski on paralarını verdi annem şıkır şıkır salladım ağladım

hayatı anlamanın sınırlarına yaklaştığımı biliyorum
ipleri kesilmiş uçurtmaların düştüğü kırmızı ormanı
anlamın yerini tahta atlara bıraktığı son şarkıyı […]

Olay ve Akıl

|2009-06-14T03:39:07+03:0014 Haziran 2009|Deneme, Düzyazı|

        Şiir dışındaki bilgi biçimleri, eşya düzeni dediğimiz sürekliliğin bir parçasıdır. Çünkü varlık nedenleri olaysallığa dayanır. Daha açık bir deyişle “olay mantığı” denebilecek algılama biçimine. Bu dayanak, aynı zamanda içeriği oluşturan nesnel bağ konumundadır. Sözgelimi olaysız gazete düşünemeyiz. Hukukta olay vardır. Matematikteki, felsefedeki ve iktisattaki olaya problem diyoruz. Sosyoloji […]

P.

|2009-06-11T05:29:55+03:0011 Haziran 2009|Şiir|

bir adam vardı
şehri arkasından kovalardı

o şimdi yine eskisi gibi bir sigara yaktı
bir adam vardı

anlatmak istediği çok şey vardı
bütün anlatmak istediği yıldızların arasında kaldı

[…]

MÜZİK III

|2009-05-19T21:33:09+03:0019 Mayıs 2009|Şiir|

ellerimi uzatıyorum
şimdi gökyüzü kocaman bir ağaç
yaprak diye kuş resimleri yapıştırılmış bu ağaca iyi bak
bu ağacın dallarına yol diyor insanoğlu
yollar gittikçe bitmiyormuş bu çıplak dallar kel ormanlar
bir de yıldızlar varmış
bu kel ormanın çapkın çocukları
denizde boğuluyormuş

MÜZİK II

|2009-05-19T21:30:18+03:0019 Mayıs 2009|Şiir|

sen neyin peşindesin mustafa

doğduğun kasabada hiç tren istasyonu olmasa da
okuduğun öykülerde ille de bir tren istasyonu olurdu
çevrilen filmler bir tren istasyonuyla başlar
romanlarımız bir tren istasyonunda son bulurdu
kahramanlarımız ya bir tren istasyonunda buluşur
ya da vurulurdu
kısaca
yaşadıklarımızın orta yerinde ille de bir […]

MÜZİK I

|2008-11-27T19:43:53+03:0027 Kasım 2008|Şiir|

I
Ortak bir dünyamız var diyorlar
ortak bir işaretler sistemi mi rüzgâr
uyku sesleri arasındaki yolculuğumuzda
ne sonsuzluğa ne de genel bir başlangıca doğru dikilmiş ağaçlar altında
bir yastığa baş koymak gibi uslu bir duygu çocuklarımızda
bana bir ateş çemberi çizdilerse sana da çizdiler
imece işi […]

Go to Top